Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
E-Lit Karen Organizasyon
Nuray Uza
Nuray Uza

Bir Cümle, Bir Toplantı ve Aydın İş Dünyasının Sınavı

reklam

Aydın’da son günlerde siyaseti aratmayan bir seçim atmosferi yaşanıyor.

Ama bu kez sandık siyasi partiler için değil, ticaret ve sanayi odaları için kuruldu.

Bugün Aydın Ticaret Odası’nda seçim vardı. Tek listeyle seçime giren Hakan Ülken, 4. kez güven tazeledi.

Yarın ise sıra Aydın Sanayi Odası’nda.

Bir tarafta mevcut Başkan Gökhan Maraş ve Mavi Liste, diğer tarafta Mehmet Tuncer ve Beyaz Liste yarışacak.

Tam da AYTO seçimlerinin yapıldığı, AYSO seçimine ise saatler kaldığı sırada Aydın iş dünyasının gündemine bir iddia düştü.

“Bir dahaki seçime Aydın Ticaret ve Sanayi Odası olarak gireceğiz.”

Hakan Ülken’e atfedilen bu söz, bazı haberlerde AYSO’nun geleceğine yönelik bir planın işareti olarak yorumlandı.

Ardından sanayicilerin tepki gösterdiği yönünde haberler ve kulisler gündeme geldi.

Fakat burada çok önemli bir ayrıntı var.

AYTO, söz konusu toplantının hiç yapılmadığını ve Hakan Ülken’in böyle bir söz söylemediğini açıkladı. Üstelik bu anlamı taşıyan veya çağrıştıran başka bir ifadenin de kullanılmadığını belirtti.

Şimdi gelelim meselenin benim açımdan en önemli tarafına:

Personel meselesine…

Ortaya atılan iddiaya göre bu sözler, oda personelinin de bulunduğu bir toplantıda söylenmiş.

İşte burada benim için konu biraz daha farklı bir anlam taşıyor.

Çünkü ben de yıllarca Aydın Ticaret Odası’nda personel olarak çalıştım.

Oda personelinin nasıl bir konumda olduğunu, yöneticilerle çalışanlar arasındaki çalışma ilişkisinin nasıl olduğunu ve personelin kurum içerisindeki sorumluluğunu biliyorum.

Bu nedenle “personelin de bulunduğu toplantı” ifadesinin özellikle altını çizmek istiyorum.

Çünkü bir iddiaya personeli de dahil ettiğiniz anda, aslında sadece yöneticileri değil, çalışanları da tartışmanın içine çekmiş oluyorsunuz.

Oysa personelin görevi seçimlerde taraf olmak değil.

Bir adayı desteklemek değil.

Bir kurumun diğer kurumla ilişkisine dair siyasi ya da yönetsel karar vermek hiç değil.

Personelin görevi kurumuna ve üyelerine hizmet etmektir.

Bu nedenle ortada böyle bir toplantı iddiası varsa, bunun açıklığa kavuşması gerekir.

Toplantı gerçekten yapıldı mı?

Personel gerçekten orada mıydı?

Bu söz gerçekten söylendi mi?

Yok eğer AYTO’nun açıkladığı gibi böyle bir toplantı hiç yapılmadıysa, o zaman da şu soru sorulmalı:

Personelin bulunduğu bir toplantı iddiası nereden çıktı?

Bence bu soru küçümsenecek bir soru değil.

Çünkü çalışanların isimleri açıklanmasa bile “personelin de bulunduğu toplantı” denildiği anda, o kurumda çalışan herkes potansiyel olarak zan altında kalabiliyor.

“Kim vardı?”

“Kim duydu?”

“Kim bunu aktardı?”

soruları ortaya çıkıyor.

Ben oda personeli olarak yıllarca çalışmış biri olarak, çalışanların bu tür tartışmaların içine çekilmesini doğru bulmuyorum.

Bir iddia varsa elbette araştırılmalı.

Ama çalışanların da bu iddianın doğal bir parçasıymış gibi gösterilmemesi gerekiyor.

Çünkü bir kurumun çalışanı, yöneticisinin söylediği iddia edilen her sözün tarafı değildir.


Öte yandan yarın AYSO’da sandık kurulacak.

Bir tarafta Gökhan Maraş ve Mavi Liste, diğer tarafta Mehmet Tuncer ve Beyaz Liste olacak.

Sanayici kendi kararını verecek.

Nitekim Mehmet Tuncer de seçim öncesinde yaptığı açıklamada sanayicinin iradesine müdahale edilmemesi gerektiğini savundu ve:

“Sanayici demiri büker ama baskıya boyun eğmez.” dedi.

Bundan sonrası sandıkta.

Ve bence burada da önemli olan, seçim sürecindeki bütün iddiaların ve açıklamaların birbirinden ayrılması.

Bir adayın açıklaması başka şeydir.

Bir kulis başka şeydir.

Bir iddia başka şeydir.

Bir kurumun resmi açıklaması ise başka şeydir.

Bunları birbirine karıştırmamak gerekir.

Yarın sandık açıldığında AYSO üyeleri kendi iradeleriyle karar verecek.

Kim kazanırsa kazansın, ertesi gün Aydın sanayisinin gerçek gündemi yine masada olacak:

Üretim…

İhracat…

Enerji maliyetleri…

Finansmana erişim…

Nitelikli iş gücü…

Yeni yatırımlar…

Sanayi bölgelerinin sorunları…

Ve Aydın sanayisinin önümüzdeki dört yılda nasıl büyüyeceği…

Bence asıl konuşmamız gereken de bunlar.

Çünkü oda seçimleri sadece başkan ve liste seçmekten ibaret değil.

Bu seçimler, Aydın’ın ekonomik geleceğinde söz sahibi olacak kurumların yönetimini belirliyor.

Bu nedenle seçim bittikten sonra artık kişisel tartışmaların değil, kurumların ve üyelerin beklentilerinin konuşulması gerekiyor.

Bugün yaşanan tartışma ise bize çok basit ama önemli bir şeyi hatırlatıyor:

Kurumlar hakkında konuşurken dikkatli olmak gerekiyor.

Hele ki işin içine kurum çalışanları giriyorsa…

Çünkü bir cümle ortaya atılır, bir toplantıdan söz edilir, personelin adı bu tartışmaya dahil edilir.

Sonra o cümlenin gerçek olup olmadığı tartışılırken çalışanlar da istemeden bu tartışmanın içinde kalır.

Oysa gerçek çok basit olmalı:

Toplantı yapıldıysa söylenir.
Yapılmadıysa neden yapıldı denildiği açıklanır.
Söz söylendiyse ortaya konur.
Söylenmediyse de bunun kaynağı araştırılır.

Ben yıllarca oda personeli olarak bu kurumların içinden biriydim.

Bugün ise gazeteci olarak dışarıdan bakıyorum.

İki tarafta da gördüğüm şey aynı:

Kurumların itibarı, kişilerin tartışmasından daha büyük.

Yarın sandık kurulacak.

Sanayici oyunu kullanacak.

Sonuç ne olursa olsun, Aydın’ın ticaret ve sanayi dünyası aynı şehirde yaşamaya ve üretmeye devam edecek.

Bu yüzden seçimden sonra herkesin üzerine düşen şey belli:

Daha fazla güven, daha fazla şeffaflık ve daha az kişisel tartışma.

Çünkü seçim bir günde biter.

Ama kurumların itibarı yıllarca yaşar.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

SON HABERLER