Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Ufuk Kartal
Ufuk Kartal

Emeklilerin Örgütlenme Mücadelesi Neden Sürekli Engelleniyor?

Türkiye’de emeklilerin örgütlenme mücadelesi yaklaşık 31 yıldır devam ediyor. Ancak bu mücadeleye rağmen emekli sendikaları hâlâ hukukî baskılarla, kapatma davalarıyla ve siyasal engellerle karşı karşıya bırakılıyor. Bugün artık şu soruyu açıkça sormak gerekiyor:
Emeklilerin örgütlenmesinden neden bu kadar rahatsız olunuyor?

1995 yılında kurulan Tüm Emekli Sen ile başlayan süreç, yıllar içinde farklı isimlerle devam etti. Ancak kurulan hemen her emekli sendikası ya kapatıldı ya da kapatma tehdidiyle karşı karşıya bırakıldı.

Tüm Emekli Sen 1995’te kuruldu, 2018’de kapatıldı.
DİSK Emekli Sen 2018’de kuruldu, 2025’te AYM kararıyla kapatıldı.
Dev Emekli Sen 2025’te kuruldu ve bugün hukuk mücadelesi veriyor.
Emekli Meclisleri Sendikası daha kuruluş aşamasındayken hakkında dava açıldı. Üstelik henüz kütük sırası bile alamamışken 2025 yılında kapatma kararı verildi.
Tüm Emeklilerin Sendikası ise 2022’de kuruldu ve 2026’da kapatıldı.

Burada dikkat çekici olan nokta şudur:
Kurulmasına izin vermediğiniz bir yapıyı nasıl kapatabilirsiniz?
Bu yaklaşım ister istemez “emekli sendikaları potansiyel suçlu gibi görülüyor” düşüncesini ortaya çıkarıyor.

İktidarların yıllardır öne sürdüğü gerekçe ise aynı:
“Emekliler çalışan değildir. Üretimden gelen güçleri yoktur.”

Oysa Anayasa’da emeklilerin sendika kuramayacağına dair açık bir yasak bulunmuyor. Dahası Türkiye’nin taraf olduğu ILO’nun 87 ve 90 sayılı sözleşmeleri ile Avrupa İnsan Hakları normları örgütlenme özgürlüğünü temel hak olarak tanımlıyor.

TBMM’de onaylanmış uluslararası sözleşmeler iç hukukun üzerinde kabul edilirken, iktidarların bu alanı düzenlemek yerine kapatma yoluna gitmesi ciddi bir hukuk tartışmasını da beraberinde getiriyor.

Gerçek demokrasi örgütlü toplumlarla mümkündür.
Örgütlü olmayan toplumlar haklarını savunamaz, sorgulayamaz ve ortak mücadele geliştiremez.

Tam da bu yüzden emeklilerin örgütlenme talebi yalnızca sendikal bir mesele değildir.
Bu aynı zamanda demokrasi, yurttaşlık ve sosyal adalet meselesidir.

Bugün Türkiye’de yaklaşık 17 milyon emekli bulunuyor. Ancak bunların yalnızca on binde 4’ü sendikalı.
Yaklaşık 35 bin üyeyle bunun yarısını Tüm Emeklilerin Sendikası oluşturuyor. Geri kalan örgütlü emekliler ise farklı sendika ve oluşumlarda yer alıyor.

Bütün baskılara rağmen emeklilerin mücadeleden vazgeçmemesinin nedeni ise çok açık:
Yoksulluk derinleşiyor.
Emekliler yaşam mücadelesi veriyor.
Ve artık sadece seçim dönemlerinde hatırlanmak istemiyorlar.

Yıllardır sağ siyaset tarafından büyük bir oy deposu olarak görülen emeklilerin bilinçlenmesi, örgütlenmesi ve hak talep eden bir toplumsal güce dönüşmesi bazı çevreleri rahatsız ediyor olabilir mi?

Asıl tartışılması gereken konu belki de budur.

Çünkü örgütlü emekli demek;
Hak arayan emekli demektir.
Sorgulayan emekli demektir.
Meydana çıkan, itiraz eden ve taleplerini yüksek sesle dile getiren emekli demektir.

Bugün Avrupa’nın birçok ülkesinde emekliler sendikal yapılar içinde örgütlüdür. Almanya’da, Fransa’da, İngiltere’de, Polonya’da ve Belçika’da emekliler federasyonlar çatısı altında hak mücadelesi yürütüyor.
FERPA ve ETUC gibi uluslararası yapılar içinde dayanışma geliştiriyorlar.
Yaşlı yoksulluğuna, sosyal hak kayıplarına ve insanca yaşam mücadelesine karşı ortak hareket ediyorlar.

Türkiye’de ise emeklilerin örgütlenme talebi hâlâ bir tehdit gibi görülüyor.

Oysa emekliler yalnızca geçmişin çalışanları değildir.
Onlar bu ülkenin bugün yaşayan yurttaşlarıdır.

Ve yurttaşlık sadece sandıktan ibaret değildir.

Bugün artık emekli örgütlerinin önündeki en önemli görev, birleşik mücadele hattını büyütmektir.
Sadece emeklilerin değil, toplumun tüm ezilen kesimlerinin ortak talepler etrafında buluşabilmesi büyük önem taşımaktadır.

Fiili ve meşru mücadele anlayışıyla gelişen emekli hareketi, sınıf ve kitle sendikacılığı çizgisinden uzaklaşmadan yoluna devam etmek zorundadır.

Çünkü tarih göstermiştir ki;
Hak verilmez, mücadeleyle alınır.

Ufuk Kartal
Tüm Emeklilerin Sendikası Aydın Şube Başkanı

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

SON HABERLER